Sık Sorulan Sorular

Kardiyolojide Sıkça Sorulan Sorular

En son teknolojilerimiz, sağlık uzmanlarımızın hizmetleri ve daha fazlası hakkında sorularınızın yanıtlarını burada bulabilirsiniz. Sorunuzun cevabını aşağıda bulamazsanız lütfen bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin.

444 3 739 u arayarak 7/24 randevu alabilirsiniz. Ayrıca Whats app hattından da ulaşabilirsiniz.

 

Kalp kateterizasyonu ve anjiyografi tedavi değil, tanı (teşhis) yöntemidir. Kalp boşluklarının ve koroner arterlerin kontrast madde (bir çeşit tıbbi boya maddesi) verilmesi sırasında görüntülenmesi ve “X” ışınları kullanılarak hareketli film çekilmesi esasına dayanır. Elde edilen veriler tedavinin yönlendirilmesinde çok kıymetlidir ve çoğu hastada tedavi stratejisinin seçimi için temel belirleyici olmaktadır. Günümüzdeki teknolojik koşullar ve bilgi birikimi sayesinde, adı geçen işlemlerin başarı oranı % 99’un üzerindedir. 

 

Ekokardiyografi kalbin ses dalgaları yolu ile (ultrason) iç yapısının ve işlevlerinin incelenmesidir. Yaygın olarak kullanılan yüzeyel ekokardiyografi (transtorasik) yönteminin yetersiz kaldığı bazı durumlarda yemek borusu yolu ile ekokardiyografi yapılması gerekebilir. Bu durumlar şu şekilde sıralanabilir: kalpte pıhtı veya enfeksiyon varlığının araştırılması, yapay kapak işlevlerinin değerlendirilmesi, ana atardamar-aort yırtılmalarının aranması, kalp deliklerinin incelenmesi, kalp kapak yetersizliklerinin ciddiyetinin belirlenmesi, kalp kapak tamiri veya kalp deliklerinin kapatılması ameliyatları sırasında ve sonrasında, işlem başarısının değerlendirilmesidir.

 

Elektrofizyolojik çalışma denilen tanı yöntemi ile kasık ve / veya boyundan damar içine yerleştirilen ince kılıflardan geçirilerek kalbe ulaştırılan elektrod kateter denilen ince teller yardımıyla kalbin içinden doğrudan alınan elektrik sinyalleri gelişmiş bilgisayarlar aracılığı ile değerlendirilerek normalden sapmalar araştırılır. Bu sayede kalbin ana merkez uyarı sisteminin iyi çalışıp çalışmadığı ve uyarıları ileten sistemin işlevini güvenle görüp görmediği anlaşılabilir. Çoğu kez hızlı atma şeklinde çarpıntı yakınması olan hastalarda, hastanın yakınma nedeni olan hızlı atışlar özel yöntemlerle kalbin içine yerleştirilen bu tellerden (çalışmanın amacına ve ritim bozukluğunun türüne göre 2-4 adet) verilen uyarılarla oluşturularak meydana geliş nedenleri araştırılır. Böylece kısa devrelerin varlığı saptanırsa radyo dalgaları ile noktasal enerji verilerek çarpıntı tamamen tedavi edilmiş olur. Ya da eğer çarpıntıyı oluşturan bir odak saptanırsa yine radyo dalgası enerjisi verilerek ortadan kaldırır. Buna kateter ablasyonu tedavisi adı verilir. Bu yolla bugün hızlı kalp atışı şeklindeki çarpıntıların (taşikardi) çoğunun kalıcı tedavileri olanaklı hale gelmiştir. 

Aort kapağını balonla genişletme işlemi nasıl yapılır?

Hastanın kasığı antiseptik sıvılarla temizlenir. Kasık bölgesine o bölgeyi uyuşturmak için lokal anestezik madde enjekte edilir. Uyuşma sağlandıktan sonra iğne ile kasık bölgesinden geçen atardamara girilir. Özel bir teknikle iğnenin girdiği yere işlem boyunca kalacak ve işlem sonunda çıkarılacak olan ve balonun ilerletilebileceği bir plastik boru sistemi yerleştirilir. Uzun bir kılavuz tel kapağa gelinceye kadar damar boyunca kalbe doğru ilerletilir. Doktor teli görmek için röntgen ışınından yararlanan bir cihaz (skopi) kullanır. Tel doğru yere yerleştirildikten sonra balon tel üzerinden ilerletilerek daralmış olan kapağın içine yerleştirilir ve şişirilir. Böylece kapak mümkün olduğunca genişletilir. Balon birkaç kez şişirilebilir. İşlemin sonunda kılavuz tel ve balon çıkarılır. Kasığa yerleştirilmiş olan plastik boru sistemi de bir müddet sonra çıkarılır ve girişim yapılan bölgeye bir süreliğine baskı yapılarak kum torbası konur.

Uyarı merkezinin (sinus düğümü) yeterli hızda uyarı oluşturamaması veya iletim yolları üzerinde herhangi bir kesinti olması nedeniyle kalp atışlarının aşırı yavaşlaması halinde hastanın normal yaşamını sürdürebilmesi için gerekli kalp atış hızını sağlamak üzere vücuda yerleştirilen kalp pillerine gereksinim duyulur. 

Kalıcı kalp pilleri ileri derecede gelişmiş teknoloji ürünleri olup kalbin çalışmasını sürekli hissederek gereğinde devreye girerler. Bazı türlerinde hastanın kalp hızının artması gerektiğinde buna hızlanarak yanıt verirler. Böylece hastanın kalp hızı yavaşlamasından dolayı bayılma, fenalık, baş dönmesi, nefes darlığı gibi yakınmaları ortadan kalkacağı gibi yaşam niteliği de düzelir

 

Periferik arter hastalığı sıklıkla arter duvarının tabakaları arasında kolesterol (vücutta bulunan bir çeşit yağ) içeriği yoğun olan, damar içine doğru uzanan kabartılar sonucunda damarların daralması ve bunun sonucunda damarın beslediği bölgeye yeterince kan gidememesi durumudur. Bazen damar duvarının iltihabi hastalıkları, romatizmal hastalıklar, bağışıklık sistemini tutan hastalıklar, damar içinde pıhtılaşma, doğuştan olan hastalıklar veya başka bozukluklar sonucunda da damarlarda daralma olabilir. 

 

Kolesterol karaciğerden hücrelere ve hücrelerden tekrar karaciğere kan yoluyla taşınır. Kolesterol ve diğer yağlar kanda erimedikleri için lipoprotein denen paketler halinde taşınırlar. Bunlardan kolesterolü taşıyanlar iki cinstir, bunlar kötü kolesterol olarak bilinen LDL-Kolesterol ve iyi kolesterol olarak bilinen HDL- Kolesteroldür.
LDL kolesterol kanda kolesterolü taşıyan başlıca pakettir. Kanda yüksek olduğu zaman damarların içyüzüne yapışıp buralarda plaklar oluşturur. Kolesterol dışındaki bazı maddelerin de eklenmesiyle bu plaklar büyür ve bunlar üzerinde oluşan çatlaklarda oluşan pıhtılar damarları tıkar. Çağımızda çok yaygın olan bu hastalık damar sertliği olarak bilinir. Damar tıkanıklığı kalp damarlarında olmuşsa kalp krizine, beyin damarlarında olmuşsa felce neden olur.
Kandaki kolesterolün bir bölümü de HDL-Kolesterol adı verilen paketlerin içinde taşınır. HDL-Kolesterol damarlarda kolesterolün birikimini önler. Yapılan araştırmalar HDL- Kolesterolü yüksek olan kişilerde kalp hastalığının daha az olduğunu göstermiştir. Türk Kardiyoloji Derneğinin yapmış olduğu araştırmalarda Türk toplumunda HDL-Kolesterol değerinin düşük olduğu gösterilmiştir. Sigara içme ve şişmanlık iyi kolesterolü düşürür, düzenli egzersiz yükseltir.

 

Stres ekokardiyografi (SE), egzersiz yöntemleriyle veya kalp atımını hızlandıran ilaçlarla yapılan bir ekokardiyografi uygulamasıdır. Egzersiz ekokardiyografi, koşu bandı efor testinde egzersiz protokolünün uygulanmasından hemen önce ve hemen sonra veya bisiklet egzersiz testi yardımıyla egzersizin her aşamasında ekokardiyografik görüntülerin kaydedilmesi şeklinde yapılmaktadır.

 

 

Balon tedavisinde karşılaşılan bazı zorlukları gidermek ve açılan damarda daha iyi bir kan akımı sağlamak için koroner stentler geliştirilmiş ve 90’lı yıllardan itibaren yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Koroner Stent (çelik tel kafes), koroner damarlarında balon tedavisi ile yeterli açıklık sağlanamayan ve / veya balon işlemi sonrasında damar içinde yırtılma meydana gelen hastalarda bu sorunları giderme amacıyla kullanılan bir yöntemdir. Stent; balon üzerine yerleştirilir ve damar içinde balon şişirildiği zaman, damar iç duvarına monte edilmiş olur. Daralmış bölgenin uzunluğuna göre bir veya daha fazla stent gerekebilir. Haftalar içinde bu stentlerin üzeri endotel tabakası ile kaplanır ve stent damar duvarında yaşam boyu kalır. Yıllar içinde teknolojik olarak daha iyi kalitede stentlerin yapılması ile bu girişim By-pass ameliyatı gereksinimini bir miktar azaltmıştır. Balon ve stent uygulamasında başarı oranı % 65-99 arasındadır. Altı aylık süreç içinde %20-30 olasılıkla tekrar daralma (restenoz) olabilmektedir. Yeni kullanıma giren ilaç kaplı stentlerde bu ihtimal % 8-15’in aralığına inmiştir. Stent içinde daralma olması durumunda tekrar balon veya stent uygulanabilmektedir. 
Stent takma işlemi sonrası hasta koroner yoğun bakım ünitesine alınabilir. Hastanede kalma süresi genelde 1-2 gündür. İşlem yapıldıktan sonraki ilk 6 -12 saat boyunca işlem yapılan bacağın düz tutulması çok önemlidir.

 

 

Genel Soru

Sıkça Sorulan Sorular

Sorunuzun cevabını aşağıda bulamazsanız lütfen bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin.

Kalp krizi genelde, göğüs ağrısı, göğüste yanma, baskı hissi, mide ile sol kolda ağrı gibi belirtilerle kendisini gösterir. Bu belirtiler sayesinde zamanında müdahale edilen hastaların hayatı da kurtulur.
Gizli kalp ise belirti vermeden aniden ortaya çıkabilen son derece tehlikeli bir durumdur. Kalp hastalarının yaklaşık yüzde 20’sinin gizli kalp riski taşıdığı tahmin edilmektedir. Gizli kalp hastalığında kalp kasını besleyen damarlar tıkalı olsa da belirti görülmez. Bu nedenle de kalp krizindeki hasarın büyüklüğüne bağlı olarak kalp yetersizliği ve hatta ani ölüm gelişebilir. Gizli kalp hastalığı bazı spesifik kardiyoloji testleri sonucunda ortaya çıkabilir. Özellikle check-up gibi düzenli kontroller gizli kalp rahatsızlığının ortaya konması açısından büyük önem taşımaktadır.

Kalp-damar hastalıkları ülkemizde ölüm nedenlerinin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturuyor. Kalp hastalıklarının en yaygın nedenleri arasında ise aşırı kilo ve beslenme bozuklukları geliyor. Fazla kilo, kalbin dolaştırdığı kan miktarının artmasına ve vücutta insülin direncinin oluşmasına neden olur. Bu da damarların kalınlaşmasını ve koroner kalp hastalığının ilerlemesini hızlandırır.
Obezitenin kalp-damar yaşını 30 yıl ilerlettiğini belirtiyor. Göbekten alınan kilolar ise kalp damar hastalığı ile direkt ilişkili olabiliyor. Çünkü göbekteki aşırı yağlanma; diyabet, yüksek tansiyon ve kolesterol yüksekliğinin de habercisi olarak, kalp hastalıkları riskini artırıyor.

Dünya Sağlık Örgütü, sigara alışkanlığının günümüzde tüm dünyadaki en büyük sağlık sorunu olduğunu belirtiyor. Sigara hem kalp hem de akciğer hastalıklarının en önemli nedenleri arasındadır. Yapılan araştırmalara göre, sigara içenlerde kalp krizi riskinin 10 kat arttığı tespit edilmiştir.
Sigara, HDL’yi yani iyi kolesterolü azaltıp LDL yani kötü kolesterol düzeyi ile trigliseridleri artırarak, kalp hastalıklarına neden olmaktadır. Sigaradaki nikotin kalp atışlarını hızlandırır, tansiyonu yükseltir, kanın pıhtılaşma riskini artırır ve kandaki oksijen seviyesini düşürür. Sigarayı bırakanların ise kalp sağlığında kısa sürede düzelme kaydedilir. Sigarayı bıraktıktan sadece 48 saat sonra kalp krizi riskinin azaldığı görülmüştür. Koroner damar hastalığı ve kalp krizi riski sigarasız bir yılın sonunda yüzde 50’ye; 15’inci yılda ise hiç içmeyenlerle aynı düzeye iner.

Soğuk hava; özellikle koroner kalp rahatsızlığı hastalarında ve belli bir yaşın üzerindeki kişilerde kalp krizini tetikleyebilir. Yapılan araştırmalar, soğuk havanın nabız, pıhtılaşma ve kan basıncında artışa neden olabildiğini gösteriyor. Kışın kalp damarlarında soğuğa bağlı büzüşme (spazm) oluşur. Bu da koroner damar hastalarının daha sık ve yoğun göğüs ağrısı şikâyeti yaşamalarına neden olabilir. Kalp hastalarının ayrıca kışın grip ve zatürre gibi hastalıklara karşı da çok dikkatli olmaları gerekmektedir. Grip ve zatürre, kalp yetmezliğine bağlı yakınmaları arttırabilir ve hastalığın ağırlaşmasına neden olabilir. Kardiyovasküler hastalıkları olanların grip ve zatürre aşılarını mutlaka yaptırarak riski azaltmalarını önermektedir.

Kalp ve damar hastalıkları riskini artıran çeşitli nedenler bulunmaktadır. Bu nedenler arasında sigara kullanımı başı çekmektedir. Bunun yanı sıra yüksek kolesterol, diyabet, hipertansiyon gibi rahatsızlıklar da bir süre sonra kalp-damar hastalıklarının görülmesine neden olabilir. İleri yaş, ailede kalp damar hastalığı hikayesi olması, göbek çevresinden alınan kilolar, homosistein yüksekliği, CRP yüksekliğinin de yine kalp-damar hastalıklarında risk faktörü yarattığı bilinmektedir. Fiziksel aktivitenin az olması yani hareketsiz yaşam ve aşırı stres de kalp rahatsızlıklarına neden olabilmektedir

Sık Sorulan Sorular